Yayınlar

Anne Karnında Depreme Kaynaklı Strese Maruz Kalmasının Uzun Dönemli Psikolojik Etkileri

Arkaplan

İnsanlar üzerinde yapılan pek çok çalışma, gebelik sırasında olumsuz faktörlere maruz kalmanın hem kısa hem de uzun vadeli etkileri olabileceğini göstermiştir.

 

Bu çalışma, deprem sırasında strese maruz kalan gebe kadınların artık ergenlik çağında olan çocuklarının ruh sağlığı üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır.

Yöntem

Örneklem, araştırmanın yapıldığı tarihte 17 yaşında olan 407 ergen ve 17 Ağustos 1999’da Türkiye’de yaşanan depremde gebe olan annelerinden oluşmaktadır.

 

Annelerin ruh sağlığı Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) ve Travmatik Stres Belirti Ölçeği (TSBÖ) kullanılarak değerlendirilmiştir. Gebelikte depreme maruz kaldıktan sonra annenin ruhsal durumunun değerlendirilmesi, kendisinin bildirimine dayalı depresyon, anksiyete ve travma ölçekleri kullanılarak geriye dönük olarak yapılmıştır.

 

Annelerden depremi takip eden hafta içinde ruhsal durumlarını temel alarak BDÖ ve BAÖ ölçeklerini doldurmaları istenirken, TSBÖ için depremi takip eden 6 ay için durumlarını en iyi anlatan ifadeleri seçmeleri istenmiştir. Ergenlerin mevcut depresyon, anksiyete ve Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) belirtileri BDÖ, BAÖ ve Wender-Utah Derecelendirme Ölçeği kullanılarak değerlendirilmiştir. Stresli olayların mevcut ruhsal durumlarına ve perinatal stresin uzun vadeli etkilerine payı göz önünde bulundurularak Travmatik Yaşantılar Listesi (TYL) de uygulanmıştır.

 

Ergenlerde depresyon, anksiyete ve DEHB’in mevcudiyeti, annenin ruhsal durumu ile ilintisi ve depresyon, anksiyete, ve DEHB’e dair öngörü veren faktörler analiz edilmiştir

Bulgu

Gebelik döneminde ruhsal yakınmalara sahip annesi olan ergenlerin olgu öykülerinde annesinin ruhsal yakınması olmayanlara göre anlamlı olarak daha yüksek düzeyde depresyon ve ruhsal yakınması olduğu bulundu (p<0.05). Annesi depresyon, anksiyete ve travma sonrası stres bozukluğu deneyimleyen (geçmiş veya şimdi) ergenlerin DEHB varlığına dair anlamlı olarak daha yüksek puan aldığı bulundu (p<0.05). Tek değişkenli lojistik regresyon analizlerinde, annelerin deprem sonrası dönemdeki ruhsal yakınmaları, annelerde depresyon, anksiyete ve travma sonrası stres bozukluğu mevcudiyeti ergenlerde depresyon, anksiyete ve DEHB için anlamlı öngördürücü olarak bulundu (p<0.05). Çok değişkenli regresyon analizleri, annelerde anksiyete mevcudiyetinin ergenlerde depresyon ve anksiyete için anlamlı bir öngördürücü olduğunu desteklerken, annerlerde travma sonrası stres bozukluğu deneyimlenmesi ergenlerde DEHB için anlamlı bir öngördürücüdür. (p<0.05).

Sonuç

Sonuçlar, afetle ilişkili nesnel ve öznel gebelik stresinin, ergenin depresyon, anksiyete ve DEHB belirtilerini etkileyebilen potansiyel bir etken olabileceğini göstermiştir. Gebelik süresince özellikle dış kaynaklı önemli bir travmaya maruz kalan gebelerde, ilk adımda gerekli müdahalelerin yapılabilmesi için, sağlık çalışanlarının gebenin ruhsal durumunu ve potansiyel stresli yaşam olaylarını belirlemesi önemlidir.

Yayınlar

Liseyi Yatılı Okuyan Ve Yatılı Okumayan Ergenlerin Bağlanma Stilleri Ve Aile İşlevi Algısı Arasındaki İlişkinin Karşılaştırılması

Özet

Toplumun mikro düzeyde bir yansıması olan aile, toplumun yeniden üretimi ve sağlıklı işlemesi için çok önemli roller üstlenir. Bireylerin kişisel gelişim ihtiyacını karşılamada aile öncüldür. Aile içerisinde sağlıklı ilişkiler, güzel bir iletişim ve doğru yönlendirmelerin olması kişinin hayat karşısındaki duruşunu olumlu yönde etkiler. Bireylerin, hayatlarının ilerleyen bölümlerini nasıl geçirecekleri aile içindeki gelişimine bağlıdır. Bu gelişimin en önemli ayaklarından biri, bireylerin ilişkilerinde kurdukları bağlanma stilleridir. Kişilerin, bakım veren kişi tarafından ihtiyaçlarının karşılanma niteliği ve sıklığı ile mizaç özelliklerinin bileşkesi olarak bağlanma stilleri oluşur. Sağlıklı bağlanma stilleri sağlıklı aile yapılarına ve işlevlerine derinden bağlıdır.

Amaç

Yurtta ve aile yanında kalan liseli ergenlerin bağlanma stilleri ve aile işlevi algıları arasındaki ilişkiyi ve bu iki grup arasındaki farkı incelemektir.

Yöntem

Bu araştırma İstanbul İli Beşiktaş ilçesindeki Kabataş Erkek Anadolu Lisesi, Zübeyde Hanım Mesleki Teknik Anadolu Lisesi ve Ziya Kalkavan Mesleki Teknik Anadolu Lisesinde 388 öğrenci üzerinde İlişki Ölçekleri Anketi ve Aile Değerlendirme Ölçeği kullanılarak yapılmıştır. Çalışmada sosyo-demografik bilgileri içeren cinsiyet, kaç kardeş oldukları, ebeveynlerin sağ ve birlikte olma durumları, ekonomik durum ve aile yanında ya da yurtta kalma durumlarını içeren Kişisel Bilgi Formu da kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 21.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotları (sayı, yüzde, ortalama, standart sapma) kullanılmıştır. Niceliksel verilerin karşılaştırılmasında iki grup arasındaki farkı t-testi, ve ilişkiyi tespit için korelasyon testleri kullanılmıştır.

Bulgular

Araştırma dâhilinde kişisel bilgi formunu ve anket sorularını yanıtlayan 176’sı (%45,4) erkek ve 212’si (%54,6) kız olmak üzere toplam 388 lise öğrencisi ile çalışılmıştır. Bireylerin baskın bağlanma stili kayıtsız bağlanma olarak tespit edilmiş ve aile işlevi algılarının genel olarak sağlıksız yönde olduğu bulunmuştur. Gruplar arasında genel olarak anlamlı farka rastlanmamıştır.

Sonuç

Çalışmada elde edilen bulgular bireylerin genel olarak kayıtsız bağlanma stiline sahip olduğunu göstermektedir. Bu durum, aile işlevleri algılarının sağlıksız olması ile açıklanabilmektedir.

Yayınlar

Adölesan Dönem Öğrencilerde Beslenme Durumu İle Psikolojik Durum Arasındaki İlişkinin Başarı Üzerine Etkisinin Kanonik Korelasyon Analizi İle İncelenmesi

Özet

Bu çalışmada öncelikli amaç adölesan dönem öğrencilerde beslenme ve psikolojik durum arasındaki ilişkiyi kanonik korelasyon analizi yardımıyla belirlemek daha sonra adölesanların cinsiyete göre beslenme ve psikolojik durumlarının okul başarıları üzerine bir etkisi olup olmadığını lojistik regresyon analizi ile saptamaktır.

İstanbul’da 2018-2019 eğitim öğretim yılı içerisinde, 4 devlet lisesinde gerçekleştirilen ve toplam 451 adölesanın katıldığı bu çalışmada, öğrenciler kendi beyanları doğrultusunda Demografik Bilgi Formu, Beck Depresyon Ölçeği, Beck Anksiyete Ölçeği, Conners-Wells Ergen Özbildirim Ölçeği ve FFQ (Food Frequency Questinaire) Ölçeklerini doldurmuşlardır. Bu formlar kullanılarak beslenme durumu ve psikolojik durum değişken setleri oluşturulmuştur.

 

Beslenme durumlarını ifade ettiği düşünülen beden kitle indeksi ve FFQ ölçeğindeki değerlerin BeBiS programına girişi ile elde edilen enerji, demir, folik asit ve kalsiyum değişkenleri kanonik korelasyonun Beslenme Durumu (U) değişken setini oluştururken; Psikolojik Durum (V) değişken setini ise, Beck depresyon ölçeği, Beck anksiyete ölçeği ve Conners-Wells ölçeği skorları oluşturmuştur. Okul başarı durumu için öğrencilerin kendi beyanları doğrultusunda alınan dönem sonu not ortalamaları rehber öğretmenleri tarafından da onayladıktan sonra başarı durumuna karar verilmiştir.

Kanonik korelasyon analizi sonucunda; Beslenme Durumu (U) değişken setinin birinci kanonik değişkenine ait eşitlik; U= (-0,124)*BKI + (-0,001)*Enerji + (0,011)*Folik Asit + (0,001)*Kalsiyum + (-0,075)*Demir şeklindedir. Psikolojik Durum (V) değişken setinin birinci kanonik değişkenine ait eşitlik; V= (-0,095)*Beck Depresyon Ölçeği + (0,009)*Beck Anksiyete Ölçeği + (-0,036)*Conners-Wells Ölçeği şeklindedir. U ve V değişken setleri arasında kanonik korelasyon katsayısı anlamlı olup (p<0,05) %22,4 olarak bulunmuştur.

 

Lojistik regresyon analizinde bağımlı değişken için okul başarı notuna göre 60 puan sınırında başarılı – başarısız şeklinde kategorik hale getirilen okul başarısı değişkeni alınırken, bağımsız değişkenler için cinsiyet, beslenme durumu (U) ve psikolojik durum (V) alınmıştır. Lojistik regresyon analizi sonucunda cinsiyet ve psikolojik durumun (V) adölesanların okul başarıları üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu saptanmıştır (p<0,05).