Tedavi Yöntemleri

Psikoterapi Nedir?

İnsanlar; çeşitli nedenlerden dolayı, psikolojilerini zedeleyen olaylar/durumlar yaşantılayarak, kendilerini bireysel olarak baş edemedikleri duygu ve davranış problemleri içerisinde bulabilirler. Böyle dönemlerde kişi huzursuzluk, kaygı, öfke, umutsuzluk, isteksizlik, mutsuzluk vb. duygulanımlar hissedebilir. Bu duygu durumundan çıkmak isteyen kişi, işlevsel olmayan inançlar geliştirip, işlevsel olmayan düşünce sistemleri benimseyerek, yaşam kalitesini düşüren, kendilerine veya çevrelerine zarar verici davranışlar içerisinde bulunabilirler.

Bireysel psikoterapi süreci; bilimsel olarak kanıtlanmış yöntemler, klinik teori ve tecrübeyi kullanarak, bireyin yaşadığı bu sıkıntılı durumla baş etme gücünü geliştirmeyi amaçlamaktadır. Bu süreç bireyin düşünce süreçleri, duygu durumları ve işlevsel olmayan davranışlarıyla ilgili iç görü ve farkındalık kazandırmakta, gündelik yaşamı olumsuz etkileyen inanç ve düşünce sistemini danışan ile birlikte analiz ederek, olumsuz davranış modellerinin ortadan kaldırılmasını hedeflemektedir.

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)

Bireyin psikolojik sorunlarını sürdüren; duygu, düşünce ve davranışlarına müdahale ederek iyileşme sağlamayı hedef alan bir psikoterapi ekolüdür. Bilişsel davranışçı terapinin bilişsel kısmı; bireyin zihinsel süreçleriyle çalışır, davranışçı kısmı ise; gözlemlenen, uyumsuz davranışlarını daha uyumlu hale getirmeyi hedefler.  

BDT’de kişileri zorlayan, günlük hayatlarını işlevsiz kılan düşünce, duygu ve davranış örüntüleri belirlenir ve terapi teknikleri kullanılarak bireye; gerçekçi, işlevsel ve sürdürülebilir yetiler kazandırılır.Düşünce ve davranış değişikliğiyle birlikte kişinin olumsuz duygularında (kaygı, utanç, üzüntü, stres) ve psikolojik sorunlarında azalma olur. 

BDT’nin depresyon, anksiyete bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu, uyku bozuklukları, yeme bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk, madde kullanım bozuklukları, ilişki problemleri, stres gibi konular üzerinde etkinliği kanıtlanmıştır.  

EMDR terapisi

Göz hareketleri ile duyarsızlaştırma ve yeniden işleme anlamına gelen psikoterapi yöntemidir. Dr. Francine Shapiro, tarafından geliştirilmiş olan EMDR, birçok terapi ekolünden öğeler içeren, farklı tanı almış, durumlara özel, standartlaşmış protokolleri bulunan bir psikoterapi yöntemidir.

EMDR’de, terapi süreci paralelinde verilen “çift yönlü uyarımlar” beynin sağ ve sol yarımkürelerinin aktive olmasını ve beyindeki işlemlenmeden duran materyalin işlemlenmesini amaçlar.  

EMDR terapisinin; büyük kazalar, doğal afetler, kayıplar, savaş, taciz, tecavüz gibi önemli travmaların yanı sıra, çocukluk çağı anıları, her yaşta yaşanan ve etkisi travmatik olan her tür yaşantı; günlük hayatta aile, okul ve iş çevresinde yaşanan olumsuz olaylar, şiddete maruz kalma, aşağılanma, reddedilme, ihmal ve başarısızlık gibi deneyimlerin tedavisinde etkinliği kanıtlanmıştır.  

Kişilerarası ilişkiler Psikoterapisi

Kişilerarası ilişkiler psikoterapisi (KİPT), bağlanma teorisi ve sosyal teorilerden beslenir. KİPT’in temel amacı, bireyin ilişki kurma kapasitesini geliştirmek, sosyal destek noktalarını arttırmak, ihtiyaçlarını dile getirebilme ve talep etmeyi öğretmektir. KİPT’te bireyin psikolojisi, biyopsikososyal/ manevi/ kültürel modele göre değerlendirilmektedir. Terapide, danışanın kişilerarası ilişkileri ve sosyal destek mekanizmaları odak noktasıdır. 

KİPT’in çalışma alanları; yas ve kayıplar, rol geçişleri, kişilerarası çatışmalardır. Sevilen birinin kaybı, iş kaybı, iflas, iş değiştirme, boşanma, evlilik, emeklilik, aile içi çatışmalar, arkadaşlık ve iş ortamındaki çatışmalardır.  

KİPT; depresif bozukluklar, duygudurum bozuklukları, yeme bozuklukları, anksiyete bozuklukları ve birçok ruhsal bozuklukta etkili bir psikoterapi yöntemidir.  

Çözüm Odaklı Terapi

Çözüm odaklı terapi; danışanın yaşadığı sorunlar yerine, terapi sonunda elde etmek ve başarmak istediği hedefleri konu alan bir terapi yöntemidir. Hedef oluşturmaya, netleştirmeye ve bunun için geçmişte benzer durumlarda kullandığı başarılı stratejilere odaklanır. Yani soruna nelerin yol açtığıyla ilgili çalışmalar yapmak yerine, bu sorunları aşma yöntemleri üzerinde çalışılır. Danışan kendi istekleri doğrultusunda hedefler oluşturduktan sonra, bu hedeflere nasıl adım adım yaklaşacağı ve bu hedefleri nasıl gerçekleştirebileceği konusunda somut görevler belirlemeye başlar. Yani danışan problemin çözümünü kendi kişisel kaynaklarından yararlanarak oluşturur. Çözüm odaklı terapide terapistin amacı; danışanı, kendi cevaplarını bulmaya teşvik etmek ve danışanın harekete geçme konusunda motivasyonunu arttırmaktır.  

Çözüm odaklı terapi geçmiş üzerine değil, şimdi ve gelecek üzerine çalışmalar yapar. 

Şema Terapi

Şema terapi birden çok terapi ekolünün bir arada kullanılması ile oluşturulan bir terapi yöntemidir. Şema terapi; erken çocukluk, çocukluk ve ergenlik dönemlerinde maruz kalınan zarar verici deneyimlerin, kişide işlevsiz şemaların oluşmasına neden olduğunu ifade eder. Bu şemaların kişinin işlevselliğini azalttığını vurgular. Erken çocukluk dönemi dışındaki faktörleri de inceleyen şema terapini amacı; yeniden ebeveynlik, sağlıklı yetişkin rollerini danışana öğretmektir.  Böylelikle danışanların; duygusal ihtiyaçlarını giderebilen, psikolojik olarak sağlıklı bireyler olma yolunda ilerlemelerine yardım etmeyi hedefler.

Şema terapi; terk edilme, güvensizlik, duygusal yoksunluk, kusurluluk/utanç, sosyal izolasyon, bağımlılık/yetersizlik, dayanıksızlık, iç içe geçme, başarısızlık, haklılık, yetersiz öz denetim, boyun eğicilik, kendini feda, onay arayıcılık, karamsarlık, duyguları bastırma, yüksek standartlar ve cezalandırıcılık gibi on sekiz şema alanında, bireylerin bu alanlarla başa çıkma biçimleri ve modları göz önünde bulundurularak çalışma yapılan bir psikoterapi yöntemidir. 

Şema terapinin en temel müdahale alanları; kişinin işlevsiz olduğunu bilmesine rağmen tekrarlayan ve istenmedik sonuçlara yol açan olumsuz davranışları, mutsuzluk ve zarar görme pahasına özellikle bu yatkınlığı olan insanlarla ilişkilenme deneyimleri, kişiyi işlevsizleştiren duygularla baş etme ve geçmişte karşılanmayan duygusal ihtiyaçların fark edilmesi ve giderilmesi alanlarıdır.  

Mindfulness

Jon Kabat-Zinn tarafından geliştirilen mindfulness, kişinin içsel deneyimlerini gözlemlemesini sağlayan zihin-beden pratiğidir. Mindfulness, an içerisinde yaşanan olay, duygu, düşünce ve bedensel duyumları yargısızca, olduğu gibi fark etmek ve onlarla kalabilmektir. Dikkati nazikçe, ana yönelterek tüm olan biteni tarafsızca izleyebilmektir.

Mindfulness pratikleri, iyi ya da kötü tüm olay, duygu, düşünce ve bedensel duyumları yok saymak ve onlardan kaçmak yerine yargılamadan kabul etmemize yardımcı olmaktadır. Bireyin kabul edebilme yetisini kazanması; pozitif duyguları, olaylara karşı iyimserlik düzeyini, iletişim ve sosyal becerileri arttırır. Düşünce ve davranış alanında değişim yaratmayı hedefler. 

Her insanda doğal olarak bulunan bir yetidir fakat evrim sürecinde zayıflamıştır. Mindfulness pratikleriyle güçlendirilebilen bu yeti; kişinin bazı farkındalıklar geliştirmesine, temel amacını fark etmesine ve ana odaklandığı için çoğu zaman fark etmediği güzellikleri fark edip olumlu duygulanıma girmesine yol açar. 

Mindfulness; kararsızlık, saldırganlık, dürtüsellik, kaygı ve depresyon tedavilerinde kullanılmaktadır. 

Çift Terapisi

Çift terapisi, eşler arasındaki ilişkiye, ilişkinin dinamiğine ve çiftin karşılaştığı problemlere odaklanarak ilişkinin yıpranmasına neden olan sorunları ortadan kaldırmayı ve ilişkiyi besleyen yönleri güçlendirmeyi hedefleyen bir terapi yöntemidir. Genellikle aile üyelerinden birinin alkol ya da madde kullanımı, yeme bozuklukları, çocuk ve ergenlerin davranış bozuklukları ya da sorunları, duygusal istismar, ihmal ve şiddet uygulama, boşanma ya da ayrılma kararı alma, evlilik ya da ilişkiyi kurtarma ya da bitirme, cinsel sorunlar, sağlıklı bir ayrılma süreci yaşama başvuru sebebidir.  

Çift terapisinde, çiftlerin sorunlarını konuşabilir hale gelmeleri tedavide odak noktadır. Sağlıklı iletişim becerilerini arttırma ve geçmişten bugüne yaşanan sorunlar çalışma alanlarını oluşturur. Çift ve evlilik terapisi, eşler istekli olduğunda ve birlikte çalıştıklarında sonuç alabilen bir yöntemdir. 

Cinsel terapi

Cinsel aktivitenin çeşitli nedenlerle sağlıklı olarak gerçekleştirilememesi seksüel disfonksiyon olarak adlandırılır. Cinsel yaşamın sağlıklı düzeyde sürdürülmesini engelleyen bazı problemlerin çözümüne yönelik olarak cinsel terapiden yararlanılabilir. Cinsel terapi kısa sürede tamamlanabilen ve  olumlu sonuçlar alınan bir psikoterapi yöntemidir. 

Cinsel terapi; çiftlerin duygusal ve davranışsal sorunlarını konu alıp, ruhen ve bedenen uyumlu olmalarını, cinsel ve ruhsal olarak gelişimlerini amaçlar. Cinsel terapide öncelikle seksüel disfonksiyonun kaynağı olan problemin kişiler tarafından kabul edilmesi ve farkındalıklarının sağlanması, bu problemin kontrolüne yönelik adımların atılması odak noktadadır.